Az Daha Aslanlara Yem Oluyorduk…

Fenerbahçe’nin ve Türk futbol tarihinin en büyük isimlerinden olan Lefter Küçükandonyadis, acı tatlı pek çok olay yaşadığı hayata 2012 yılında gözlerini yumdu.

İtalya, Fransa ve Yunanistan’da futbol oynayan, milli formayı 50 kez giyen Küçükandonyadis’in yolu 1964 yılında Güney Afrika’ya düştü.

Gittiği ilk günden itibaren ülkesini özlediğini Milliyet Gazetesi’ne yazdığı mektuplarda dile getiriyordu: “Memleket hasreti çok zor, hele insan böyle bilmediği yerlerde yapayanlız olunca…”

Çoluk çocuk sahibi insanım diyerek uzak diyarlara gitmesinin altında yatan sebebi açıklayan Futbolun Ordinaryusu, yaşadığı bir olay sonrası her şeyi geride bırakıp yurda dönmeye karar verdi.

Korku Dolu Saatler

17 Temmuz tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki “Lefterden Mektup Var…” köşesi için yaşadıklarını kaleme alan Lefter şöyle anlatıyor:

“Burada pek çok Türk işçisi var. Bunlardan Mustafa ve İsmail ile çok kısa zamanda arkadaş olduk. Vatan hasreti bizi birbirimizden ayırmıyor. Mustafa dört yıldır burada. İşleri çok iyi, koyu bir Beşiktaş taraftarı. Altında 1964 bir Impala’sı var. ‘Seni şehrin kuzeyindeki ormanlarda gezdireyim.’ dedi.

1964 Model Impala

Bir Afrikalı futbolcu ile Türk işçisi İsmail’i de yanımıza alarak şehrin kuzeyindeki ormana doğru yollandık. 90 km’yi geçmiştik. Sağ tarafımızda bir dere akıyordu. Adeta bir bataklık gibiydi. Arabadan inip karşı sahili seyredelim dedik.

Bu sırada timsahlar yavaş yavaş suya inmeye başladılar. Bize doğru yüzüyorlardı. Sonra bizim sahile çıkınca hemen arabamıza doğru koşmaya başladık.

Tam arabadan içeri giriyorduk ki, yolun kenarındaki tepeden önümüze iki aslan atladı. Bunu diğerleri takip etti. Sağımızı, solumuzu tam sekiz aslan çevirmişti. Camları bir anda kapadık. Korkudan donup kalmıştık. Ben direksiyonda idim.Aslanlardan biri çıktı ve kaputun üzerinde oturdu. Gözlerini bana dikti, seyrediyordu. Ben kımıldayamıyordum. Yürüsek birini ezsek ortalık karışacaktı. ‘Acaba bastırır mı? diye içimiz gidiyordu.

Sabah başlayan bu macera geç saatlere kadar sürdü. Aslanlar dönüp gider mi diye bekliyorduk. Bir türlü ayrılmadılar. Sabah olurken korku bir yandan, açlık bir yandan kendimizden geçtik. Akşam oluyordu. Arabamızı pis bir koku kaplamıştı. Sonumuz gelmişti. Bu arada acayip çığlıklar duyduk. Aslanlar kulak kabarttı. Havaya ateş ediliyordu.

Etrafımızı bir anda ellerinde silaharıyla İngiliz kurtarma birliğiyle ellerinde ok ve kalkanları olan yerliler sardı. Bu durum karşısında aslanlar teker teker kaçmaya başladı. Sonrasını hatırlamıyorum. Gözümü hastanede açtım. Korku, açlık ve arabanın içindeki pis koku beni bayıltmıştı. Üç gün burada kaldıktan sonra vatanıma dönme kararı verdim. Hepinize sevgi ve selamlar.
Lefter”

Ne Demişti?
Geçtiğimiz yıllarda söylenmiş ve hafızalarda yer etmiş sözleri derledik. Buradan.