Gülhane Hayvanat Bahçesi 1955-2001

Gülhane Hayvanat Bahçesi, 2001 yılında kapanana değin İstanbul’un bu konudaki tek örneği olarak hayatını sürdürdü. Yaklaşık 50 yıl süren ömründe her daim tartışmaların odağında olan hayvanat bahçesi, Gülhane Parkı içerisinde ziyaretçilerine hizmet verdi.

Bahçenin sakinlerine, yaşananlara hep birlikte göz atalım.

Çiçek ve Bahar Bayramı

1950’li yıllarda büyük bir coşkuyla kutlanan Çiçek ve Bahar Bayramı kapsamında, Gülhane Parkı’nda kurulan panayırda sergilenmek üzere yırtıcı hayvanların getirilmesi, hayvanat bahçesi fikrinin temellerini oluşturmaktadır.

1954 yılında böyle bir bahçe kurulmasına dair çalışmalar başlamıştı ancak henüz bir sene sonra panayıra gelen bir sirkin, bazı hayvanları İstanbul’da bırakması sonucu Gülhane Hayvanat Bahçesi macerası biraz mecburiyetten de olsa başlamış oldu.

İlk Zamanlar

Belediye tarafından kalan hayvanlar için bakıcılar tahsis edildi. Ancak konusunda tecrübeli olmayan bu ekipler zaman zaman zor anlar yaşadılar. Mesela bir gün, kafeslerinin temizlemesi için dışarıya çıkarılmaya çalışılan maymunlar sinirlenerek üç bakıcıyı ısırmışlardı.

İstanbul Belediyesi, kendilerine bırakılan hayvanları daha iyi şartlarda barındırmak amacıyla Kağıthane civarında bir hayvanat bahçesi yapmayı planladı ancak söz konusu plan bir süre sonra askıya alındı.

Bunun üzerine belediye, hayvanları dar kafeslerinden kurtarmak için Gülhane Parkı’na yeni bölümler yapmaya başladı.

1962 yılında Yüksek Anıtlar Kurulu’nun Gülhane’de hayvanat bahçesi olamaz kararı sonrası belediye yeniden yer arayışına girdi, aynı şekilde 1963’te de ancak bu çalışmalardan bir sonuç alınamadı.

Dumbo

Sirkin bıraktığı hayvanlardan olan Dumbo adındaki fil, hayvanat bahçesinin en çok ilgi çeken sakinlerindendi. Banyo yapacağı günler önceden halka bildirilen Dumbo, banyosu esnasında hortumuyla izleyenleri ıslatmaktan da geri durmuyordu.

Neşeli tavırlarıyla özellikle çocukların gözdesi olan Dumbo’nun zaman zaman melankolik takılmasını, bir dişi fil hasreti çektiğine yoran yetkililer; yurt dışındaki diğer hayvanat bahçeleriyle irtibat kurarak eş aradılar ancak daha da öteye gidemediler.

Kaynak: Milliyet

 -Dumbo’nun Mont Yemesi

21 Temmuz 1963 tarihinde ilginç bir olay yaşandı. Dumbo’yu ziyarete gelen bir kadın, filin önündeki küflü ekmekleri görünce; hayvanın aç olabileceğini düşünüp yiyecek bir şeyler alıp tekrar filin olduğu bölüme gitti. Haklıydı, fil verilenleri iştahla yemişti. Ancak daha fazla yemek isteyen Dumbo, hortumuyla kadını ensesinden kavrayarak sarmaya başladı. Çevredekilerin müdahalesiyle daha da hırslanan filin kadını havaya kaldırıp bir iki tur savurmasıyla devam eden hadise bir vatandaşın hortumdan su sıkarak fili korkutması neticesinde son buldu. Kadın yerde, mantosu ve çantası ise bir şekilde Dumbo’nun kafesinin içindeydi. Dumbo son anda onları kendisine çekip almayı başarmıştı ve daha sonra herkesin gözü önünde manto ve çantayı midesine indirmişti.

Dumbo 1965 yılında, henüz 11 yaşındayken ince bağırsak iltihaplanması sonucu hayata gözlerini yumdu.

Hayvanların beslenmesi, kapatılana kadar zaman zaman haberlere konu olacak olan tartışmalardan yalnızca bir tanesiydi.

Kaçan Kurt

29 Aralık 1966’da kafesinin kapısındaki telleri parçalayarak dışarı çıkmayı başaran kurt, kazma kürekle üstüne hücum eden güvenlik görevlilerinden de kaçarak gözden kayboldu.

Haberdar edilen polis ekipleri kurdu gece yarısından sonra mısır çarşısı civarında sıkıştırdılar ve yaklaşık kırk el ateş ederek öldürdüler.

Gülhane’de Kış

1972 yılında çıkan haberlerde hayvanat bahçesinde yaşayan hayvanların bakımsızlıkları ve soğuk havalardaki çaresizlikleri gözler önüne seriliyordu.

Kurtların ve çakalların uyuz olup tüylerinin döküldüğü, hayvanların kaşınmaktan her yerinde yaralar ortaya çıktığı aktarılıyordu. Bununla da kalmayan kötü haberler akbaba ve kartalların soğuktan titredikleri şeklinde devam ediyordu.

Cahit Berkay ve Cem Karaca / Twitter: Hayalleme

Özellikle hayvanların beslenmelerindeki aksaklıkların gözler önüne serildiği haberde; zabıtaların gün içerisinde el koyduğu ve geneli simitlerden oluşan bir menüyle beslenen hayvanların halinin içler acısı olduğu okuyuculara aktarılıyordu.

Hayvanat Bahçesi Müzesi

1980’lere doğru hayvanat bahçesinde vaziyet değişmemişti. Hayvanlar güçlükle hayatta kalıyor ve ömürlerini pek yaşayamadan hayatlarını kaybediyorlardı.

İstanbul Belediyesi, bahçenin karşısına kurduğu müzede ise; ölen hayvanları içlerini doldurarak sergiliyordu. Gazetelerde sık sık, müzedeki hayvan sayısının bahçedekini geçeceği yönünde haberler yapılıyordu.

Aslanlara Soba

Kış ayları özellikle sıcak hava iklimine alışık hayvanları son derece zorlamaktaydı. Bir de üzerine kadro yetersizliğinden dolayı bakımsızlık ve yeterli beslenmemeyi de ekleyince, hayvanların sıkıntısı daha da büyüyordu.

1980 yılı kış aylarında soğukların etkisini kırmak için, kapalı alanlara alınan aslanların kafeslerinin dışına görevliler tarafından soba konulmuştu.

Varillerden yapılan soba yardımıyla aslanların üşümemeleri amaçlandıysa da pek başarılı olduğu söylenemezdi.

Hayvan Satışı

Kedi, köpek, kuş ve balık gibi hayvanlar için hayvanat bahçesi, üretim çiftliği işlevi görmekteydi. Bu hayvanların yavruları belirli periyotlarla satılarak hayvanat bahçesine gelir oluşturuluyordu.

Daha sonra satılan hayvan çeşidi genişletilerek aslan yavrusu dahi satılmaya başlandı. Ancak, talep köpek yavrularına olduğu için aslan yavruları daha ucuz olmalarına rağmen pek satılamadılar.

1995 yılında ise bütün hayvanlar satışa çıkarıldı.

Kaynak: Memurlar.Net

Nezarethane, Rehabilitasyon Merkezi

Hayvanat bahçesinin daimi üyeleri olduğu kadar, bazı durumlarda barındırdığı geçici misafirleri de bulunmaktaydı. Yaralı leylekler, baykuşlar ya da sahiplerinden alınan ayılar dışında adli konulardan ötürü gelen hayvanlar da vardı.

Örneğin, 1956 yılında sahipleri tarafından kiracılarını korkutmak için eve salınan bir yılan, polis tarafından delil olarak sayıldığı için hayvanat bahçesinde muhafaza edilmişti.

 

En ilginç hadise ise 1985 yılından. Rusya’da kayıt altına alındığı için bileğinde kiril alfabesinden bir halka olan kuğu, ayağındaki acayip rakamlardan ötürü gözaltına alınarak bir süre Gülhane’de tutuldu. “Casus Kuğu” emniyetteki işlemleri bittikten sonra ise serbest bırakıldı.

Minik Adil’e Aslan Pençesi

2 Nisan 1987 günü hayvanat bahçesinde korkunç bir olay yaşandı. 1,5 yaşındaki Adil bebek, bir aslan tarafından saldırıya uğradı. Vücudunda çok sayıda yara olan ve sol ayağı parçalanan minik Adil, yapılan başarılı operasyonlar sonucunda hayati tehlikeyi atlattı ve sağlığına kavuştu.

  -Olay Nasıl Oldu?

Annesinin elinden kurtulan Adil, aslanla oynamak için parmaklıklara biraz fazla yaklaşınca aslanın pençelerine maruz kaldı. Karnında ve ayağında derin kesikler olan ayrıca ayağı kırılan adil apar topar hastaneye kaldırıldı. Yapılan soruşturma sonrasında adı Hakan olan aslanın Adil’i oynamak için içeri çekmek istediğine dair bilirkişi raporu yayınlandı ve Hakan böylelikle aklandı.

Zabıtalar Ismarlıyor

Yukarıda zabıtaların el koydukları simitlerin hayvanlara verildiğini aktarmıştık. İlerleyen zamanlarda ele geçirilen balık ekmek ve köfteler de hayvanlara verilmeye başlandı. Özellikle ayı, kurt ve aslan gibi yırtıcılar bu durumdan son derece memnun kaldılar.

“Hayvan Kadar Değerimiz Yok”

1990 yılında Milliyet Gazetesi’nde çıkan haberde hayvanlara ayda 1,5 ton et verildiği aktarılıyordu. Haberde hayvanların bakıcısı İdris Taştemel’in, “Aslana, kurda, leopara her gün kendi ellerimle et yediriyorum, ama evime ayda bir kilo et götüremiyorum. Hayvan kadar değerimiz yok.” şeklindeki sitem dolu ifadelerine de yer verilmişti.

Gazetede ayrıca o gün itibariyle hayvanat bahçesinde; 210 memeli, 400 kanatlı, 7 sürüngen ve akvaryumlarda 4 bine yakın arasında balık bulunduğu belirtilmişti.

Taşınma Kararı

Uzun yıllardır düşünülen hayvanat bahçesini taşıma kararı yeniden gündeme geldiğinde yıllardan 1992’ydi. Büyükşehir Belediyesi bahçeyi, Florya Atatürk Ormanı’na taşımak için harekete geçti.

 

Kaynak: Milliyet

Belediyen, aldığı kararın doğruluğunu teyit etmek için İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nden fikir istedi ancak fakülteden uygundur ve uygun değildir şeklinde iki ayrı rapor çıkması yeni bir tartışmayı ateşledi.

Uygun olmamasının sebebi olarak, söz konusu alanın Atatürk Havalimanı’na ve demir yolu hattına yakınlığı sebebiyle hayvanlarda çok ağır baskı ve strese neden olabileceği gösterildi. Ayrıca uygun olan yerin imar planında hayvanat bahçesi olarak ayrılmış olan Fatih Ormanları’na yakın arazi olduğu belirtilerek, çalışmanın burada yapılması istendi.

Yine de İBB, “uygundur” raporunu uygulama niyetiyle harekete geçti. 1996 yılında taşınacağı gerekçesiyle hayvanat bahçesi kapatıldı, ancak taşınma işlemi gerçekleşmeyince iki sene sonra biraz tadilat yapılarak yeniden açıldı. Artan hayvan popülasyonundan ötürü ise, kuş ve balık türleri satılığa çıkarıldı.

ve Kapanış

Zaman zaman basında bahçenin hayvanlar için uygun olmadığı konuşulsa da 2000 yılından itibaren basın ve halk bu konuda daha çok baskı kurmaya başladılar. Hayvanların ölümlerinin artması da bu konuyu tekrar tekrar gündeme getirdi.

İstanbul’a gelen turistler tarafından uluslararası kuruluşlara şikayet dilekçeleri verilmesi sonrası tartışma farklı bir boyut kazandı.

Daha önce de uluslararası kuruluşlara onlarca kez şikayet edildiği öğrenilen Gülhane Hayvanat Bahçesi, 8 Eylül 2001 tarihinde baskılara daha fazla dayanamayarak kapatıldı. Hayvanlar, İstanbul’da yeniden hayvanat bahçesi açılıncaya kadar bakması için Ankara AOÇ Hayvanat Bahçesi’ne gönderildi.

Ne Demişti? Geçtiğimiz yıllarda söylenmiş ve hafızalarda yer etmiş sözleri derledik. Buradan.