Pearl Harbor’dan Cami Şadırvanına

7 Aralık 1941, o gün Amerika’nın Pasifik donanmasına bağlı 127 gemiden 97’si Pearl Harbor Limanı’nda demirliydi.

Sabah saatlerinde başlayacak olan Japon Hava Kuvvetlerinin saldırısından habersiz, 97 gemiye ait binlerce personel…

Saldırıda 12 gemi battı, 9 tanesi hasar gördü, 164 uçak enkaza döndü. 2400 Amerikalı hayatını kaybederken, 1178 kişi ise yaralandı.

O cehennem ateşinin içinde bir gemi vardı ki, yara dahi almadı. USS SOLACE gemisi, üstünde taşıdığı kocaman haç işareti sayesinde saldırıdan yara almadan kurtuldu. Japon pilotlar, Solace’ın ilk yardım gemisi olduğunu fark edip ona herhangi bir müdahalede bulunmamışlardı.

Solace, bu beklenmeyen Japon saldırısı sırasında yaralanan binlerce kişiyi güvenli limanlara taşıdı. Yaptığı iş öyle kıymetliydi ki, kurtulanlar onun adına madalyon dahi yaptırdılar.

Yeni Bir Serüven

Saldırının olduğu gün 14 yaşında olan genç Solace, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 25000 askerin yardımına koştu. Savaş sonundaysa, yaptığı iyiliklere ‘karşılık’ satışa çıkarıldı ve 16 nisan 1948 yılında bir Türk şirketi tarafından satın alındı. Adının Türkçe karşılığı “Teselli” olan Solace’ın yeni adı “ANKARA” oldu.

Denizi olmayan başkent Ankara’nın adını alıp, onun uçsuz bucaksız maviliklerdeki tesellisi olan 125 metre uzunluğundaki bu güzel gemi; savaşın yorgunluğunu üzerinden atıp Akdeniz’de gezintilere başladı.
Solace, artık bir seyahat gemisiydi. Türkiye ve Akdeniz ülkeleri arasında mekik dokuyan ‘Ankara’, yeri geldi; Fransa’dan İtalya’ya kahve de taşıdı, yeri geldi seyyar sergi görevi yaparak Türk ürünlerini Avrupa’ya tanıttı. Gittiği ülkelerden turistleri alıp ülkemize getirdiği gibi, bazen de milli takımlarımızı Avrupa’ya götürdü.

“Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı…”
Ankara bir seferinde, Yahya Kemal Beyatlı’yı İspanya’ya taşıdı. Beyatlı, yukarıda ilk mısraları bulunan ‘Endülüste Raks’ adlı şiiri bu yolculuğunda yazdı.
i

Bir dönem İngiltere’de bir şirkete kiraya verilen Ankara, binlerce İngiliz aileye hizmet verip onların da gözdesi olmayı başardı. Ne var ki; 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Rumlar’la arasını bozmak istemeyen İngilizler, Ankara’yı tekrar Türkiye’ye gönderdiler.

Zamana Direnmek Kolay Değildi

Şüphesiz ki, gemilerinin geri gelmesi Türkler’i sevindirmişti ama Ankara, artık 50’sine merdiven dayamış olgun bir gemiydi. Oldukça hareketli geçen hayatının sonuna yaklaşıyordu.
Ankara, günde 60 tona yakın mazot yakıyordu ve bu miktar yeni gemilerin yaktığının çok üzerindeydi.
Ankara 52 yaşında, 1979 yılı Ekim ayında İzmir Aliağa Tersanesi’ne sökülmek üzere çekildi. Bir buçuk yıl süren söküm işlemleri sırasında gemiden tonlarca bakır, pirinç, demir çıkarıldı ve bunlar ufak gemilere malzeme olması için ayrıldı.

Diğer gemiler için hayat olacak Ankara’nın, ilk yardım gemisi olduğu zamanlardan kalma bir odası vardı; kurşunla kaplı. Bu kurşun kaplama da söküldükten sonra, İstanbul’da bulunan Çorlulu Ali Paşa Camii’nin şadırvan çatılarında kullanılmak üzere ayrıldı.

Pearl Harbor’dan şadırvan çatısına…

Ankara Gemisi, 5 Mayıs 1981 tarihinde tamamen parçalanarak yok edildi.

Sunay Akın’ın “Onlar Hep Oradaydılar” adlı kitabından alınmıştır.