Türkiye’deki Petrolün Bulunma Hikayesi

“Aman petrol, canım petrol, artık sana muhtacım petrol…”

Muhtaç olduğumuz petrolün ülkemiz topraklarındaki hikayesi…

Osmanlı Devleti Dönemi

Osmanlı devletinin son dönemlerinde günümüz Türkiye’sinin sınırlarını çevreleyen Irak, İran, Suriye, Romanya gibi komşu ve civar ülkelerin topraklarında ortaya çıkan petrol varlığı, Türk topraklarında da bulunacağı ümidini her geçen yıl artırdı.

İskenderun yakınlarındaki Çengen Köyü muhitinde başlayan petrol arama çalışmaları, petrol bulunmaması üzerine buradan Trakya Bölgesi’ne kaydı. Trakya’da tespit edilen petrol emaresinin gerek miktar gerekse kalite olarak istenen düzeyde olmaması sebebiyle çalışmalar sona erdi.

Osmanlı toprakları içerisindeki Musul’da ise arazi sahipleri ilkel sondaj yöntemleri kullanarak petrol çıkarmaya başlamışlardı ancak kısa süre sonra patlak veren savaşla birlikte Musul, el toprağı oldu.

Petrol arama hikayesi Cumhuriyet’ten sonraya kaldı.

Cumhuriyet’ten Sonra

Cumhuriyetin ilanından sonra ülkedeki petrol varlığının tespiti, dönemin hükümetleri tarafından öncelikli hedef olarak gösterildi. Bu anlayış yabancı uzmanların Türkiye’ye davet edilerek sözleşmeli olarak çalıştırılmaya başlanmasının da önünü açtı.

Ayrıca çıkarılan 24 Mart 1926 tarih ve 792 Sayılı Petrol Kanunu’yla petrol arama ve işletme hakkı belli hükümlere bağlandı.

1932 yılında Petenekoff adında bir Sırp mühendis, Nizamettin Şevki adına Pulk (Tercan)’da, 1933’te de Ekinveren’de (Boyabat) incelemeler yaptı ve 1934, 1935’te galeriler açtırarak bir miktar petrol elde etti.

Bir yerde petrol olabilmesi ihitmali bazen o bölgede yapılan su sondajları sırasında etrafa yayılan petrol kokusundan meydana gelebilmekteydi. Hal öyle olunca bölgede incelemeler yapılırdı.

Maden Tetkik Arama Enstitüsü

Devletin petrol arama görevini doğrudan üstlenmesi 20 Mayıs 1933 tarihinde yürürlüğe giren 2189 Sayılı Altın ve Petrol Arama ve İşletme İdareleri Teşkiline Dair Kanun ile gerçekleşti.

Bu tarihten yaklaşık iki sene sonra, 14 Haziran 1935 tarih ve 2804 Kanun ile Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü(MTA) kuruldu ve devlet böylelikle maden arama, işletme, eleman yetiştirme ve teknik çalışmalar yapma işlerini tamamen üstlenmiş oldu.

MTA’nın ilk arama yaptığı bölge Trakya oldu. Fakat burada yapılan çalışmalar neticesinde rastlanan petrol izleri önemsiz seviyelerde kaldı.

Açıkçası Türkiye’nin o dönem petrol arama çalışmalarında yaptığı masraf, kullandığı teçhizat ve makine sayısı İtalya, Fransa gibi ülkelerin yanı sıra Musul’da petrol arayan Irak Petroleum Şirketine göre de bir hayli geri kalmıştı. Diğer ülkeler bir bölgeyi 10-15 sondaj kuyusu ile araştırırken aynı genişlikte­ki alanı MTA Enstitüsünün tek bir sondajla araştırması, arama süresini uzatıyor ve petrol bulma ihtimalini azaltıyordu.

Raman Dağı

Osmanlı dönemindeki faaliyetlerle birlikte yıllar içerisinde ülke toprakları içinde pek çok petrol arama çalışması yapılmış olsa da, Raman Dağı’nda yapılan çalışmalara kadar işlenebilecek kaliteli petrole rastlanılmamıştı.

Irak Petroleum Company. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Londra'da %20 Türk hissediyle kurulan Turkish Petroleum Co. geçen bir kaç yıl içinde hisselerinin el değiştirmesiyle savaş sonunda Türkler'in elinden çıktı. Bu çok uluslu şirketin ismi daha sonra Irak Petroleum Company olarak değiştirildi.

1934 yılı yaz aylarında Raman Dağı’nın jeolojik yapısının fark edilmesiyle 1937 ve 1938 yıllarında incelemeler yoğunlaştırıldı ve bölgede ciddi bir petrol yatağı olabileceği şüphesi doğdu.

24 Temmuz1939 tarihinde Enstitü tara­fından 1 numaralı sondaj kuyusunun açılmasıyla 20 Nisan 1940’da 1048 metre derinlikte ülkedeki ilk petrole rastlandı. Bunun üzerine 3 Haziran 1940 tarihinde 1052 metrede sondaj çalışması tamamlanarak pompa ile üretime başlandı.

Raman-1

Türkiye sınırları içerisinde petrol çıkarılan ilk kuyunun adı Raman-1 olarak kayıtlara geçti. O tarihte Siirt iline bağlı Beşiri ilçesinde bulunan Raman-1 kuyusu bugün Batman il sınırları içerisinde yer almakta.

Dünya genelinde petrol bulma çalışmaları sırasında açılan her on kuyudan biri petrollü çıkmaktadır. Fakat Raman-1 ile birlikte hükümet adına açılmış altıncı kuyuda petrole rastlanıldı.

Ayrıca petrolün bulunması için bölgede harcanan yedi yıl, Rusların Bakü civarındaki petrolü bulmak için sarfettikleri on altı seneye ve Fransızların Sahra’da geçen yirmi beş senesine kıyasla rekor sayılabilecek kadar kısa durmaktaydı.

Ancak daha sonraki süreçte derinlere inildikçe su seviyesinin artması ve %98’lere kadar çıkması üzerine 1944 yılında Raman-1’de yapılan faaliyetler durduruldu.

Raman-8

Açılan ilk kuyudan sonra açılan kuyulardan da yeterli randıman alınamaması üzerine bölgenin terk edilmesi gündeme geldi. Ancak yapılan ısrarlı çalışmalar neticesinde dağın zirvesine yakın bir noktada kuyu açılmasına karar verildi.

31 Ocak 1945 tarihinde sondajı yapılan yeni kuyuda 1361 metreye gelindiğinde petrole rastlandı. Kuyudan çıkan petrolün günde 28 ton seviyelerinde oluşu o zamana kadar ki en iyi miktardı.
Raman-8 adını alan kuyudan bir yıl süreyle günde 4-5 ton petrol çıkarılmışsa da 1948 yılında yapılan asitleme çalışmaları sonucunda verim günde 60-70 tona kadar yükseldi.

İlk Deneme Lokomotiflerle

Açılmaya başlanan diğer kuyulardan petrol çıkması, hatta günlük 150 tonlara ulaşan verimler elde edilmesi üzerine çalışmalar daha da yoğunlaştı.

Çıkan petrolü kullanmak maksadıyla ilk çalışma çıkan ham petrolü mazot kullanan lokomotiflerde deneme maksadıyla yapıldı. 13 adet mazot yakan lokomotifi bulunan Devlet Demiryolları’nın deneme çalışmalarından olumlu sonuçlar alındı.

Maymune Boğazı Rafinerisi

Raman Dağı’ndaki 1 numaralı kuyudan petrol çıkarılması sonrası bu petrolün işlenmesi için bir rafineri kurulması gündeme geldi. Bu bağlamda günde yalnızca 3 ton petrol arıtabilen Maymune Boğazı Rafinerisi (bölgedeki vadinin adı) kuruldu.

Raman-8’in açılması üzerine artık daha yüksek kapasitede arıtma yapma ihtiyacının doğması üzerine 1947 yılında günlük arıtma kapasitesi 9 tona çıkarıldı.

Hurda Rafineri

9 numaralı kuyudan yüksek verim alınması üzerine artık daha büyük bir rafineri yapma fikri ağırlık kazandı. Daha önce 1940 yılında MTA tarafından satın alınmış hurda vaziyette olan bir rafineri getirilerek Batman’da kurulmaya başlandı. Maymune Boğazı Rafinerisi’nin parçalarından da istifade edilerek kurulan bu yeni rafinerinin kapasitesi günlük 200 tondu.

Son rafineriyle birlikte elde edilen petrol; % 10 benzin, % 18 gazyağı, % 22 mo­torin ve % 50 asfaltlı ağır maddelerden oluşmaktaydı. Daha sonra geliştirilen artıma teknikleriyle daha fazla yakıt elde etmek mümkün oldu.

Batman Petrol Rafinerisi

Artık açılan kuyulardan petrol çıkması alışıla gelmiş bir durum olmuştu ve yapılan çalışmalarla kuyulardan azami derecede verim alınmaktaydı. Hal böyle olunca artık daha büyük bir tesis kurma ihtiyacı doğdu.

23 Nisan 1954 tarihinde Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın katılımıyla Batman Petrol Rafinerisi hizmete girdi. 1937 yılında Ekonomi Bakanı olarak meclis kürsüsünden, “…petrol bakımından esaslı emarelere rastlandı.” diyen Bayar, yıllar sonra Reis-i Cumhur olarak rafineriyi açma onuruna erişti.

Ramada Dağı’na yaklaşık 25 kilometre mesafede kurulan rafineriye, ham petrol borular aracılığıyla taşınacaktı.

Türkiye, bu hamleleri neticesinde 1956 yılından itibaren petrol üreten ülker arasında sayıldı ve uluslararası petrol istatistiklerinde kendisine yer buldu. 1956’da petrol üretim miktarı bakımından 51. olan Türkiye, 1968 yılına gelindiğinde 29. sırada kendisine yer buldu.

«The Oil and Gas Journal» adlı petrol dergisinin 26 aralık 1966 sayısında; bilinen ve muhtemel petrol rezerv potansiyelleri bakımından Türkiye, Rusya’dan sonra Avrupa’da ikinci sırada gösterilmekteydi.

Bugün

Ramada-8, üzerinde bulunan “Emektar- Old Faithful” tabelasıyla birlikte hala petrol vermekte, Batman Petrol Rafinerisi de bölgede çıkan petrolü arıtmaya devam etmektedir. Türkiye’de Batman dışında İzmir, Kocaeli ve Kırıkkale’de petrol rafinerileri bulunuyor.

Daha sonraki yıllarda yapılan ve özellikle son zamanlarda sıklaştırılan arama çalışmaları neticesinde yeni petrol emarelerine rastlandı. Batman civarındaki illerin yanı sıra, Manisa ve Burdur’da da petrol bulundu.

Burdur’da açılan Yuvaköy-1 kuyusu 7216 metre uzunluğuyla ülkemizde açılan en derin kuyu oldu. Raman-1’de petrol bulunduğunda uzunluğu 1048 metreydi.

2014 yılında Siirt’in Eruh ilçesinde Doğu Sadak-1 kuyusundan elde petrol Türkiye’nin en kaliteli petrolü olma özelliğini taşıyor. Birimi gravite olan petrol kalitesinin en düşük değeri 10, en yükseği ise 48’dir. Doğu Sadak-1 kuyusundan çıkan petrolün gravite değeri ise 43,5’tir. Bölgede bugün 6 kuyudan petrol çıkarılmaktadır.

Türkiye, 2018 yılı itibariyle petrol üreten ülkeler sıralamasında dünyada 49. sırada yer almaktadır. Petrol tüketimi sıralamasında ise üretimin 15 katı miktarla 27. sırada bulunuyor.