Isparta Uçak Kazası – Toryum, İhmaller, Sabotaj

“Bir insan ancak ismi unutulduğu zaman, anılmadığı zaman ölür.”

Bu sözler Isparta’da yaşanan uçak kazası sonrası oğlunu kaybeden Prof. Dr. Nevzat Doğan’a ait. 30 Kasım 2007 tarihinde gerçekleşen kaza sonrası uçakta bulunan 57 kişi yaşamını yitirmişti. Acı tabloyu daha da dramatik hale getiren; hayatını kaybedenler arasında altı bilim insanının bulunmasıydı. Bu durum kazanın sabotaj olabileceği ihtimali üzerine bugün dahi tartışmalar yapılmasına neden olmaktadır.

Çalışma Toplantısına Gidiyorlardı

Altı bilim insanımız, bir sonraki gün Isparta’da düzenlenecek olan “Türk Hızlandırıcı Merkezinin Teknik Tasarımı ve Test Laboratuvarının Kurulması” başlıklı Devlet Planlama Teşkilatı projesinin IV. Çalışma toplantısına katılacaklardı. Bu isimler; Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Arık, Araştırma Görevlisi Özgen Berkol Doğan, Yüksek Lisans Öğrencisi Engin Abat ile Doğuş Üniversitesinden Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet ve Araştırma Görevlisi Mustafa Fidan’dı.

Prof. Dr. Engin Arık
Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ
Doç. Dr. İskender Hikmet
Arş. Gör. Özgen Berkol Doğan
Arş. Gör. Mustafa Fidan
Yük. Lis. Öğr. Engin Abat

Engin Arık, Amerika ve İngiltere’de akademik geçmişi olan; CERN gibi uluslararası platformlarda ülkemizi temsil eden bir bilim insanıydı.

Türkiye’de bolca rezervi bulunan Toryum’un enerji alanında nükleerin yerini alacağını, ülkemizin bu konuda dünyada söz sahibi bir ülke olabileceğini, Toryum’un ebediyen Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayabileceğini düşünüyordu.

Bu konuda 2002 yılında Hürriyet Gazetesi’ne verdiği röportajda, nükleer gibi tehlikeli olmayan bu yeni reaktör çalışmalarına Türkiye’nin de dahil olması gerektiğini ifade ediyordu.

Bir grup bilim insanıyla birlikte santral için gerekli olan ve günümüzde sağlık, sanayi ve savunma alanlarında kullanılan “hızlandırıcı”yı kurabilmek için çalışan Arık, diğer kıymetli akademisyenlerle birlikte Isparta’ya bu sebeple gitmekteydi.

Kaza ve Sonrası

57 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan kaza 30 Kasım günü meydana geldi. Uçak, saat 01:36’da Isparta Süleyman Demirel Havalimanı yakınlarında radardan kayboldu. Uçaktan herhangi bir acil durum çağrısı yapılmadığı için 06:55’e kadar nerede olduğu bulunamadı.

İstanbul’dan havalanmış olan Atlas Jet Havayolları’na ait uçağın havalimanına 12 km uzaklıkta bulunan 1830 metre yüksekliğindeki Türbetepe’nin zirvesine çarpması oldukça şaşırtıcıydı. Zira kimse uçağın orada olabileceğine ihtimal vermediğinden enkaza saatler sonra ulaşılabilmişti. Pilotların neden Türbetepe’ye doğru yönlenmiş oldukları büyük bir soru işaretiydi.

Kazanın pilotaj hatasından kaynaklanmış olabileceği ihtimali de konuşulmaya başlandı. Pilotlar tecrübeliydi, ayrıca uçak radardan kaybolmadan dakikalar önce kaptan pilot Serhat Özdemir, Isparta kuleyle irtibata geçerek pisti gördüğünü ifade etmişti. Ne var ki iki pilot da ilk kez Isparta’ya uçuyorlardı.

Kaza sonrası Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Pilotların uçuş saatleri ve deneyimleri konusunda sıkıntı görünmüyor.” dedi. Isparta Valisi Şemsettin Uzun ise “Uçak oraya nasıl indi anlamak mümkün değil. Sırtın öbür tarafına düşmüş” sözlerini kullandı.

Teknik Bir Arıza Yok

Enkaz

Atlas Jet Üst Yöneticisi Tuncay Doğaner, kaza sonrası yaptığı açıklamada, “Bundan daha güzel bir hava olamaz. Ancak meydan, pis görüldükten sonra uçağın buraya nasıl düştüğü bir araştırma konusudur. Teknik bir arızayla uzaktan yakından ilgisi yok. Uçağın herhangi bir arızası yoktur.” ifadelerini kullandı. Dramatik kaza sonrası derhal soruşturma başlatıldı.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü(SHGM), Kasım 2008’de kaza raporunu tamamladı ve bu aşamadan sonra mahkeme süreci başladı.

 

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erhan Gülmez: “Arık, kuvvetli bir bilim kadını, Türkiye platformunda, yurt dışındaki uluslararası laboratuvarlarda doktora öğrencisi yetiştiren birisiydi. Üzerinde çalıştığı projenin tamamlanmasıyla Nobel Ödülü alabilecek nitelikteydi” 

361 sayfalık raporda kazanın muhtemel sebebi olarak pilotların tepki vermede gecikmesi; alçalma planı usullerine uymamaları, karşılıklı çapraz kontrollerini sağlayamamaları gösterildi. Ancak o kadar sayfa raporda yalnızca bunlar ifade edilmedi. Rapor ortaya çıkardı ki, uçağın nasıl düştüğünden ziyade, nasıl uçtuğunu sorgulamamız gerekiyordu:

-Yere Yakınlık Çarpma İkaz Sistemi’nin(EGPW) sesli uyarı düzeneği uzun zamandır arızalıydı.

-Uçuş Yönetim Sistemine(FMS) yeni veriler yüklenmediğinden otomatik pilotun kullanılamamıştı.

-Arızalar sözlü olarak dile getirilip kayda alınmamış, böylelikle görmezden gelinmişti.

-Pilotların MD83 tipli uçakla ilgili eğitimleri eksik olmasına rağmen tam olarak gösterilmişti.

-İniş sırasında uçakta flaplar (iniş için alçalan uçağın havada tutunmasını sağlayan parçacıkları) arızalanarak açılmadı (daha önce de yaşanmış), bu da pilotlarda stres oluşturarak durum bilincinin yitirilmesine sebep oldu.

Engin Arık - Özgen Berkol Doğan - Metin Arık

Ayrıca uçağın kara kutusunun günlerdir bozuk olduğu ortaya çıktı. Pilotların uçağı Türbetepe’ye yönlendirmelerinin sebebi ise pusula başına göre 223 dereceden 30 derece dönüp 193 başta uçacaklarına hata yaparak 253 dereceye dönmeleri olmuştu.

Raporda, havaalanı çevresindeki tepelere ve kulelere uyarı ışıkları konulması, her havalimanına radar ve otomatik indirme sisteminin kurulması konusunda tavsiyeler de yer aldı.

Tüm bunların ışığında, eksikleri bilmelerine rağmen uçtularsa pilotlar ve her ne olursa olsun uçuşa izin veren şirket kusurluydu. Flapların açılmaması, uçağın manuel olarak kontrol ediliyor olması sırasında bir karmaşaya neden olmuş; sesli uyarı sisteminin çalışmaması da tepeye çarpmalarına sebep olmuş olabilirdi.

Kara kutu çalışmadığı için kaza anına dair varsayımlar yapılabilirdi. Ancak şu bir gerçekti ki, kazada hatalar zinciri söz konusuydu.

Engin Arık’ın eşi Prof. Dr. Metin Arık’ın ifadeleriyle, “Anlaşıldı ki, bu uçmaması gereken bir uçaktı…”

Sabotaj Şüphesi

Hayatını kaybeden fizikçilerin ülkemizin geleceği açısından önemli bir konuda çalışıyor olmaları yazımızın başında da değindiğimiz gibi sabotaj şüphesi duyulmasına sebep oldu.

Hocası Engin Arık’ın yolundan gitmekte olan Özgen Berkol Doğan’ın babası Nevzat Doğan, “Hocalardan biri bu kaza sonrası ‘Berkol’un oraya getireceği veriler bizim için çok önemliydi.’ demişti.” sözlerini kullandı.

Metin Arık ise 2008 yılı Ocak ayında yaptığı açıklamada, “Tüm şahsi eşyalar teslim edilirken, laptopun içinde bulunduğu bavulla ilgili bir bulguya rastlanmaması bana garip geldi.” ifadeleriyle kazaya dair duyduğu şüpheyi dile getirdi.

Süleyman Demirel Üniversitesi'nde bulunan Bilim Şehitleri Anıtı

Şirketin sigortadan para almak için uçağı düşürdüğü dahi söyleniyordu. Tüm bu iddialar ve elde edilen bulgularla birlikte kaza mahkemede görülmeye başlandı.

Mahkeme Süreci

Sabotaj ve sigortadan para alma iddiaları mahkemede bir sonuca ulaşmadı. Atlas Jet, uçağı kiralamış oldukları World Focus Havayolları(WFH), resmi kurumlar ve davaya müdahil olan ölenlerin yakınları onlarca kez duruşma salonlarında karşı karşıya geldiler.

WFH ve Atlas Jet tarafı kazayı, tüm sıkıntıları bilmelerine rağmen uçmuş olan ve yanlış tarafa doğru yol alan pilotlara yıkmaya çalışıyordu. Mart 2013’teki 18. duruşmada okunan bilirkişi raporunda şöyle bir ifade yer alıyordu: “Bu kadar arıza ve eksikliğe rağmen uçağın uçmasına izin verilmesi, kazanın başlıca sebebidir. Uçmaması gereken bir uçak, düşmemesi gereken bir yerde düşmüştür.”

26. duruşmada Atlas Jet Yönetim Kurulu Başkanı Ali Murat Ersoy, şirketinin olayda bir kusuru olmadığını dile getirdi. Ersoy, “Bu uçağın yere yaklaşım cihazı kazadan 15 gün önce arızalanmış. Tüm pilotlar bunu bilerek uçmuşlar. O nedenle hem merhum pilotlar, hem de hayatta olan diğer pilotlar ile WFH’nin ilgili yönetim kademesiyle teknisyenleri, bilinçli taksir suçunu işlemişlerdir.” sözleriyle şirketini savundu.

6 Ocak 2015’te dava 29 duruşma sonunda karara bağlandı. Temyize gidilmesi üzerine Yargıtay, 11 Mart 2016’da kararını açıkladı. Buna göre;

WFH ortağı Yavuz Çizmeci, Genel Müdür Aydın Kızıltan ve çalışan İsmail Taşdelen “taksirle adam öldürmek” suçundan 11 yıl 8 ay, teknisyen Fikri Zafer Dinçer 5 yıl 10 Ay;

“görevi kötüye kullanma” suçundan Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru ve pilotlara yönelik mahkemeye “Başka suçlu aramaya gerek yok” diye seslenen Yardımcısı Oktay Erdağı’ya 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi.

Bu dava, pilotaj hatası diye kapatılmayıp ağır ceza mahkemesine taşınan ilk uçak kazası davası oldu.

Acı Tesadüf

19 Eylül 1976 tarihinde Isparta’ya bağlı Karatepe’ye çarparak kaza yapan uçakta bulunan  ve hayatını kaybeden Michael Hamilton anısına verilen “Michael Hamilton Bilim Ödülü”nü 1998 yılında Özgen Berkol Doğan kazanmıştı.

Kazada yaşamını yitiren 57 vatandaşımızı saygıyla anıyoruz.

Serhat Özdemir, Tahir Aksoy, Çağatay Şirin, Mana Topçu, Sinem Vurgun, Mümine Bulut, Alaattin Gürtürk, Nuri Tığlı, Bahri Öndürücü, M.Rafi Taşkent, Muhsin Öndürücü, Şakir Özsoy, Ayşe Şentürk, Kasım Muhammet Saygılı, Perihan Kutlu, Sinem Kutlu, Aysun Fatime Balcı, Mustafa Zengi, Davut Demirkurt, Hayri Tokgöz, Tevfik Büyükçaylı, Mehmet Yiğitbaşı, Zeliha Yiğitbaşı, Özgen Berkol Doğan, Engin Abat, Engin Arık, Sibel Uysal, Mehmet Yılmaz, Necati Kartal, Saniye Kartal, Hakan Ulutaş, İskender Hikmet, Şenel Fatma Boydağ, Fahrettin Oğurlu, Özcan Oğurlu, Hakan Yakup Pullu, Alp Tezcan, Oğuz Cafer Çiftçi, Yusuf Çiftçi, Nazire Kurnaz, Gözen Polat, Mustafa Fidan, Doğan Göktaş, Hazal Kaynak, İsa Çobankaya, Saniye Çobankaya, Yaşar Çobankaya, Burhan Tepebaşı, Ruşen Mustafa Hamza Hemreli, Ceren Ceylan, Fuat Güler, Mustafa Çalışkan, Kenan Büyük, Süleyman Hilal, Melike Ceylan, Sadettin Baysal, Özlem Karataş.