Kıyak Koltuk Yolsuzluğu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonu, 90’lı yılların sonunda geçirdiği tadilat sonrası bugünkü görünümüne kavuştu.

Tadilat süresince ortaya çıkan tartışmalar gündemi uzun süre meşgul etti. Ceylan derisi koltuklar, ihalenin koşulları,müteahhit firma, yolsuzluk iddiaları…

İşte bundan 20 sene önce ortaya atılan iddialar ve sonrasında yaşananlar;

Gündeme Gelmesi ve İhale

90’lı yılların başında Meclis Genel Kurul salonunun oturma düzeninin uygun olmayışı ve yoklamaların çok zaman alması nedeniyle oval bir oturma düzeni olan ve elektronik yoklama imkanı veren bir salon yapılması düşüncesi ortaya çıktı.

1994 yılında ihaleye çıkılması kararı alındı ancak bir kaç ay sonra bu karar bozuldu. Nihayet 1996 yılında meclis, yeniden ihaleye çıkılması kararı aldı ve ihale için yetkilendirilen Emlak Konut, 7 Haziran 1996 tarihinde en düşük teklif veren MESA-Nurol ortaklığına ihaleyi verdi. 
Meclisin kapasitesinin artırılması ve modern bir görünüme kavuşması amacıyla yapılacak tadilat bir sene sürecekti. En azından taahüt böyleydi.

Genel Kurul salonunun eski hali

Yolsuzluk İddiaları

1998 yılı Ocak ayında Milliyet Gazetesi’nde yer alan bir haberde, MESA’nın meclis için İtalya’dan sipariş ettiği koltukların faturası yayınlandı. Faturada firmanın koltukları tanesi 1350 dolardan aldığı yazıyordu ancak MESA bu koltukları TBMM’ye tanesi 4861 dolara satmıştı. Ayrıca ihaleyi yürüten Emlak Konut’un %10’luk payı ve %15’lik KDV’de eklenince tek bir koltuğun meclise maliyeti 6149 dolar oluyordu.

Sabah Gazetesinde yer alan bir başka iddiaya göre ise koltukların önce İtalyan üreticisi Paltrona Fraul tarafından Tamser adında bir şirkete 1700 dolara, Tamser’den de MESA’ya 3300 dolara ve son olarak da MESA’dan TBMM’ye 4800 dolara satıldığı ifade ediliyordu.

Söylentiler bununla da bitmiyordu, halıların normalden altı kat, parkelere ise on kat fazla fiyata TBMM’ye satıldığı; ayrıca havalandırma sistemlerini taşeron firmaya 1,2 milyon dolara yaptıran MESA’nın meclise 2,9 milyon dolara fatura ettiği iddia ediliyordu.

Bunların dışında tuvalet tadilatı, elektrik donanımı, Cumhurbaşkanı ve seyirci koltuklarının yerleştirilmesi işlerinin inşaat başladıktan sonra takvime eklenmesiyle maliyetin 21 milyon dolardan 38 milyon dolara çıktığı iddiası gündeme geldi. Genel kurul salonu için temel sayılabilecek bu işlerin ihale sürecinde öngörülememiş olması, akla mantığa yatacak türden bir şey değildi.

Mustafa Kalemli ve MESA

Meclis Başkanı Mustafa Kalemli(25.01.1996-30.09.1997), daha önce söylentileri dolaşan koltuk fiyatlarıyla ilgili soruya, “Koltukların fiyatı Meclis’in toplam ödeme miktarını değiştirmez.” şeklinde yanıt vererek detaylı açıklama yapmaktan kaçınmıştı.

Ancak ortada başka bir ayrıntı daha vardı. Firma söz verdiği gibi bir sene sonunda işlerini tamamlayamamıştı ve firmaya gecikme durumunda ceza uygulanması maddesi de Meclis Başkanı Kalemli tarafından ihale şartnamesinden çıkarılmış; ihale bedelinin ucu açık bırakılmıştı.

Kalemli’nin o dönem ihaleyi alan firma MESA’nın yaptığı evlerden birini aldığı ve İzmir’de bulunan dairesinin tadilatını da aynı şirketin taşeronlarından birisine yaptırdığı ayrıca; Kalemli Ailesi ile müteahhit firmanın sahibinin aile dostu oldukları haberleri o dönem yolsuzluk iddialarını daha da güçlendirmişti.

İhale Firmaları

İhaleye yalnızca 7 firmanın katılmış olması da ayrı bir tartışma konusu oldu. Emlak Konut’un çalıştığı firma sayısının normalde 110 olmasına rağmen ihaleye yalnızca 7 firmanın girmiş olması başka iddiaları gündeme getirdi.

13 Ocak 1998 tarihinde DSP İzmir Milletvekili Hakan Tartan, konuyla alakalı mecliste yaptığı konuşmada, “Birçok ünlü firmanın bu ihaleye girmesinin engellendiği iddia ediliyor. İhaleye giren diğer firmalar bir anda kazanan firmanın taşeronu oluveriyorlar…Soruyorum şimdi size, bu işte bir bityeniği yok mu?” ifadelerini kullandı.

Bir diğer konuşulan konu da koltukların ceylan derisi olduğu yönündeki söylentilerdi. Ancak Sabah Gazetesi'nden Nurdan Bernard'ın firma yetkilisi Enzo Maccari ile olan röportajında Maccardi, koltuların ceylan derisinden değil çok kaliteli dana derisinden yapıldığını aktarıyordu. Anlaşılan o ki koltuk fiyatlarına dair dedikoduların kamuoyunda yarattığı rahatsızlığı bir nebze olsun hafifletmek amacıyla ceylan derisinden olduğu açıklaması servis edilmişti.
Oran'daki Meclis lojmanı inşaatını da sürdürmekte olan MESA firmasının buradan yakın mesafedeki kendi şantiyesine kaçak elektirik ve su hattı çektiği; bunları da meclis üzerinden kullandığı tespit edildi.

Aynı gün söz alan RP Trabzon Milletvekili Kemalettin Göktaş, Kalemli’den sonra Meclis Başkanı olan Hikmet Çetin’in ihale şartlarını öğrenmek için Emlak Konut’a yazı yazdığını aktararak, “Yani, Meclis bürokratlarının, Meclis Genel Kurul salonunun nasıl yapıldığından haberi dahi yoktu; bu evraklar, bilgiler Meclis bürokratlarından tamamen kaçırılmıştır.” dedi.

Göktaş’ın daha sonra bahsettiği konu ise daha çarpıcıydı: “Basında yer alan birtakım iddialar üzerine, Sayın Kalemli, Sayıştaydan iki denetçi getiriyor. Onlara bir rapor tutturuluyor ve bu rapordan sonra, bu Sayıştay görevlilerinden birinin oğlu da Türkiye Büyük Millet Meclisi Televizyonunda kadrolu olarak işe alınıyor…Bir rapor tutturuyorsunuz; arkasından, Sayıştaydan gelen bu denetçilerden birinin çocuğunu işe alıyorsunuz… İster istemez, burada bir ahbap-çavuş ilişkisi insanın aklına geliyor.”

Kalemli’nin İddialara Yanıtı

İddialarla ilgili olarak eski Meclis Başkanı, ihale tutarının söylenildiği gibi 40 değil 21 milyon dolar olduğunu ancak sonradan eklenen elektronik sistem, loca, seyirci koltukları, yangın söndürme sistemleri, tuvaletler ve engelli asansörüyle bedelin 30 milyon dolara çıktığını belirtti. Sayıştay üyesinin yakınının işe alındığı iddialarının da asılsız olduğunu ifade etti.

Meclis Araştırma Komisyonu

Salon yolsuzluğuyla ilgili olarak kurulan meclis araştırma komisyonu 12 Şubat 1998’de Mustafa Kalemli’yi dinledi. Kalemli konuyla ilgili olarak özen eksikliği ve tedbirsizliğinin olduğunu kabul etti. Yaptığının etik olarak yanlış olsa da hukuken bir hatasının olmadığını söyledi.

Ayrıca MESA’nın yaptığı ve kızı için aldığını ifade ettiği evi de almaktan vazgeçti. Komisyon, Kalemli’nin malvarlığında bir artış saptayamadı ancak eski Meclis başkanı dahil, olayla ilgisi olan bürokratların yargılanmasını istedi.

Şartlı Salıverme Yasası

Mustafa Kalemli’nin de aralarında bulunduğu 23 sanık TBMM tarafından mahkemeye verildi. 7 Kasım 2001 tarihinde Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Yargıç Fevzi Şıngar, görevi kötüye kullanma suçunun 2000 yılında yürürlüğe giren Şartlı Salıverme Yasası kapsamına girdiğini belirterek davaya son verdi.
Bu davadan kurtulan Kalemli’nin Hazine tarafından açılan davası ise 24 Ocak 2006’da Hazine avukatının duruşmaya gelmemesi üzerine düşürüldü.

Ne Demişti? Geçtiğimiz yıllarda söylenmiş ve hafızalarda yer etmiş sözleri derledik. Buradan.