Roma'da Kıyafet Temizliği - Ceviiz

Roma’da Kıyafet Temizliği

Çamurlarda oynayın, çimlerde yuvarlanın, yediğinizi içtiğinizi üstünüze boca edin; çamaşır deterjanımız kıyafetlerinizin hepsini temizler temalı reklamlara hepimiz aşinayız. Kirlenmeyi eğlenceli gösteren reklamlarda aynı zamanda temizliğin de bir o kadar önemli olduğu vurgulanır.

Temiz kıyafetler giyme isteği günümüzden binlerce yıl öncesine dayanan bir istek. Hele ki bugünkü kadar çok sayıda kıyafetin elde edilemediği dönemlerde giysi temizliği daha büyük bir önem arz ediyordu.

Roma’da dikkat çekici ve zarif görünen birine “lautus” denirdi. Bu sıfatın ilk anlamı “iyi yıkanmış”tır. Ancak zamanla iyi giyinen, zarif anlamında kullanılmaya başlanmış.

Temiz görünmeye gayret eden Romalılar, bugünkü kuru temizlemeciler gibi hizmet vermekte olan “fullonica” adlı yapıları inşa etmişlerdi. Lekenin türüne göre de çeşitli temizleyiciler kullanıyorlardı.

Önce Roma’da temiz kıyafete verilen önemi, sonrasında da kuru temizlemeciler ve temizlik ürünleri hakkında tarihin bize bıraktığı bilgileri sizlerle paylaşacağız.

 

Roma Giysileri

Roma döneminde dini günler büyük önem arz ediyordu. Böyle günlerde temiz ve beyaz kıyafetler giyilmesi yönünde o dönemden kalma yazıtlar bulunmakta. Yine aynı şekilde, yapılan festival benzeri eğlencelerde de kişilerin beyaz giysiler giymesi uygun görülüyordu.

Giysi yapımında en çok tercih edilen malzeme ucuz ve dayanıklı olması bakımından yündü. Yünden başka olarak da keten, pamuk ve ipek kullanılan başlıca malzemelerdendi. Bunların arasında güzel görünümlü ve rahat olmasının yanında Çin’den getirilmesi sebebiyle en pahalı olanı ipekti.

Kaynak: telegraph.co.uk

Fullonica 

Temizlik İşlemleri

Kıyafetlerinin temiz olmasına önem veren Romalılar; Roma, Pompei gibi ülkenin pek çok ünlü şehrinde kıyafetleri yıkama amacıyla fullonica (fullonium ya da officinae fullones) adıyla anılan çamaşırhaneler kurdular. Burada da fullo adı verilen köleler çalışmaktaydılar. Buralarda daha çok yün ve keten kıyafetler yıkanmaktaydı.

Bu işletmelerde yapılan temizlik üç aşamalıydı. Birinci aşamada fullolar, kendilerine getirilen çamaşırları ılık su ve çeşitli karışımlarla dolu derince leğenlerde ayaklarıyla çiğnerlerdi. Daha sonra da lekeli yerleri elleriyle ovarlardı. Üç gün süren birinci aşama böylelikle tamamlanmış olurdu.

Kaynak: earlychurchhistory.org

Birinci Aşama

İkinci aşama ise kıyafetlerin temiz suyla durulanması işlemiydi. Lekeyi çıkarmak için kullanılan kimyasalları ve lekeden arta kalanları bu sayede tamamen çıkarıyorlardı. Çoğu zaman durulama suyuna lavanta, papatya gibi hoş kokulu bitkiler de ilave edilmekteydi.

Son aşama ise artık kıyafetin kurutulması, fırçalanması, tiftiklerinin temizlenmesi, kükürtlenmesi ve ütülenmesi işlemlerinden oluşmaktaydı.

Kurutulan kıyafetler, eğer yün gibi tüy bırakan malzemelerden yapıldıysa kirpi derisi veya deve dikeni gibi sert bitkilerle bir güzel taranırdı. Tarama işlemi için seçilen malzemelerin, kıyafetler üzerinde bir engelle karşılaştıkları zaman iplikleri sökmemesi önemliydi. Bitkilerden yapılan aletler bu açıdan oldukça elverişliydi.

Kıyafetin kükürt dumanına maruz bırakılması anlamında kullanılan kükürtleme işlemi ise yalnızca açık renkli kıyafetlere uygulanırdı. Bu işlemde amaç, kıyafeti daha da beyazlaştırmaktı.

Kaynak: edu.glogster.com

Fullo’lar,  el zanaatlarının tanrıçası olan Minerva’ya tapıyorlardı.

Üçüncü aşamanın son işlemi olan ütüleme işlemi, fullonun ağız dolusu suyu kıyafete serpiştirmesi ve iki düz tahta arasında sıkıştırması şeklinde uygulanıyordu.

Yapılan işlemler sonunda temiz, mis kokulu ve ütülü bir kıyafet ortaya çıkıyordu. Fullolar aynı zamanda rengi solan kıyafetleri boyama hizmeti de veriyorlardı. Eski çağın kuru temizlemecilerinin çalışmaları bu şekildeydi.

Kullanılan Malzemeler

O dönemde olmazsa olmaz olarak nitelendirilen su, bugün de öneminden pek bir şey kaybetmiş sayılmaz. Su dışında doğal bir tuz olan nitrat, elbiseleri beyazlatmak için ve ev temizliğinde kullanılan kükürt diğer temizlik maddelerindendi. Bunlardan başka sayabileceğimiz temizlik maddeleri şöyle:

-Sabun

Günümüzde basit olarak evlerde yapabileceğiniz sabun, kaynatılmış hayvansal veya bitkisel yağların kül ile karıştırılıp kaynatılmasıyla elde edilir.

Önceleri doğadan doğal halde elde ettikleri maddeleri kullanan Romalılar, milattan önce 4000’lerden sonra sabunu keşfettiler. Yağ ve kül dışında koku vermesi amacıyla bitkilerin, baharatların kullanıldığı da tabletlerde yazılan sabun yapımı tariflerinde yer almakta.
Sabun, kıyafet dışında vücut temizliği için de kullanılmaktaydı.

-Üre

Sıra leke çıkarmada en çok kullanılan maddeye geldi. Suya karıştırılarak kullanılan insan ya da hayvan üresi; yağ, mürekkep gibi inatçı lekelerin temizlenmesi veya kötü koku yayan maddelerin ayrıştırılması amacıyla tercih ediliyordu.

Üre bunların dışında boyama işlemi sırasında renk sabitleyici olarak da kullanılmaktaydı.

Kaynak: earlychurchhistory.org

Üreyi elde etmek için, özel olarak yapılmış olan kovalar umumi tuvalet olarak sokak başlarına konurdu. Hayvan üreleri içerisindeyse en çok tercih edilen develerinki idi. Leke çıkarması için kullanılacak üre bir süre bekletiliyordu. 

Romalılar üreyi, bunların dışında da pek çok yerde kullanmaktaydılar.

-Kil

Kil güçlü bir yağ sökücüdür. Pek çok çeşidi bulunan bu maddenin bazı çeşitleri giysileri beyazlatma ve parlatmada da oldukça etkiliydiler.

En çok kullanılanı ise Sardunya Adası’ndan getirilen Sarda kili idi. Ancak renkli giysiler için faydası olmayan bu kil yalnızca beyaz kumaşta kullanılmaktaydı. Sardunya dışında Kiklad Adaları, Ponza Adası ve Melos Adası’ndan kil getiriliyordu.

-Soda

Doğal bir çamaşır temizleyici olan soda, antik çağdan günümüze çamaşır yıkamada kullanılmaktadır. Hatta günümüzde çamaşır sodası olarak marketlerde satılmaktadır.

Romalı tarihçiler, Ascania Gölü’nde (İznik Gölü) çamaşır yıkayan insanlardan bahsetmektedirler. Van Gölü ise, ülkemizde soda oranı en yüksek göldür. Bu gölde, günümüzde dahi sabunsuz çamaşır yıkayanlara rastlamak mümkün.

-Bitkiler

Suda köpüren ve öz suyu leke çıkarıcı olan bitkiler Romalılar tarafından temizlik malzemesi olarak kullanılırdı. Bu amaçla en çok kullanılan bitki, bugün adıyla da maharetini ortaya koyuyor: Sabun Otu. Fulloların bitkisi olarak da anılan Sabunotu dışında genelde aynı familyadan gelen diğer bitkiler de kullanılıyordu.