Osmanlı Döneminde Kadın Hapishaneleri – 2.Bölüm

Osmanlı Dönemi’nde kadınların hapsedilmesini konu alan yazımızın ilk bölümünde; hapishane anlayışındaki değişimi, kadınların ne tür suçlar işlediklerini ve hapishane koşullarını size anlatmıştık. İkinci bölümümüzde de Hapishane Sıkıntıları başlığından devam edeceğiz, annesiyle birlikte hapishanede kalmak zorunda olan çocukların durumu.

Birinci Bölüm İçin Tıklayınız.

Hapishane Sıkıntıları

     – Çocuklar:

Hapishaneye çocuklarıyla gelen veya hamile olarak gelip çocuklarını burada doğuran kadınların işi diğerlerinden daha da zor oluyordu.

Çocuklara ayrı besin verilmesi gerektiği belirtilse de bu hiçbir zaman uygulanamadı. Çocuğa annesinin yarısı kadar yiyecek verilmesi dahi bazı yerlerde mümkün olmuyordu.

Hapishanelerin koşulları hiçbir zaman iyi olmadı. Bu koşullar bir kenara bırakılarak düşüldüğünde dahi çocukların böyle bir mahkumiyet içerisinde oluşu, onların ileride topluma karışmalarını zorlaştıracaktı. Osmanlı devlet adamları da bunun farkındaydılar.

0-6 yaş arasındaki çocukların anneleriyle birlikte kalmalarına müsaade ediliyordu ancak üst paragrafta bahsedilen durum çocuk konusunda bir çıkmaza girilmesine sebep oluyordu. Çocukların bir yetimhanede büyütülmesi teklif edilmiş ancak bu sefer de anne şefkatinden uzak olacakları düşüncesi ortaya çıkmıştı.

Bu sebeple çocuklarına bakacak kimsesi olmayan anneler hakkında verilen kararlarda hep bir yumuşama söz konusu olmuştu. Cezalarının affedilecek bir tarafı varsa bunu uygulamaya gönüllü olan mahkeme heyeti, bazen ölüm cezasını dahi hafifletiyordu.

Van’da 1861 yılında gerçekleşen olayda kendisine sarkıntılık eden adamla bir olan ve adamın oğluyla birlikte kendi kocasını öldüren Esmer adındaki kadının idam edilmesine karar verilse de, kadının kendisine muhtaç küçük bir kızı bulunması sebebiyle idamı hapis cezasına çevrildi.

     – Hapishanelerin Fiziki Durumu:

Zaman zaman hapishanelere yabancı ülke temsilcileri ve konunun uzmanları getirilerek eksiklerin neler olduğu konusunda raporlar tutulmuşsa da maddi imkansızlıklardan ötürü bunların pek çoğu hayata geçirilememiş.

Kadınlar için ayrı bir hapishane inşa etmek de mali sebeplerden ötürü pek tercih edilmiyordu. Şehir içinde hapishane yoksa, bir şekilde yerel yöneticilerin bunu tahsis etmeleri, mümkün değilse hapishanesi ya da kadınlar koğuşu bulunan en yakın şehre tutuklunun naklinin gerçekleşmesi isteniyordu.

Mevcut hapishanelerin bir kısmının kadınlar için tahsis edilerek “Nisa Hapishanesi” şeklini alması da masraf demekti. Devlet bu konuda, kiralanan evlere verilen ücretlerle mevcut hapishanelerin düzenlenmesi veya yeniden hapishane yapılmasının maliyetini karşılaştırarak hareket etmeye çalışıyordu.

Kastamonu Hapishanesi

Hapishanelerdeki ısınma, iaşe ve temizlik gibi birçok sorun yıllar geçse dahi giderilmedi. Hapis cezası kapsamındaki suçların sürekli artması ve hukuk sistemine yapılan düzenlemelerin sistemi işlemez hale getirmesi hapishanelerde yoğunluk oluşmasına sebep oldu. Bu da yapılan kısıtlı iyileştirmelerin faydasını ortadan kaldırıyordu.

20. yüzyıl başında mevcut cezaevinin bir bölümü ayrılarak oluşturulan Alanya nisa hapishanesinde yapılan incelemelerde, kadınlara ayrılan bölümün penceresiz ve zindan tarzında olduğu, sağlığa elverişli olmaması nedeniyle burada tutuklu ve hükümlü bulundurulmasının mümkün olmadığı, şiddetli yağmurlarda hapishanenin çatısının aktığı, tutukluların bu yüzden hastalandıkları rapor edildi.

Kadın mahkumlar aşırı rutubetten dolayı romatizma oluyorlardı. Kadınların bu hastalığa yakalandıkları ve bu illetten ayağa bile kalkamadıkları oluyordu. Kadınlarda görülen diğer rahatsızlıklar uyuz ve fuhuştan dolayı hapis yatanlardan bulaşan firengiydi.

Hastaneler

Hapishane konusunda yapılan iyileştirmelerin bir diğer ayağı da hastaneler açmaktı. Bu sağlık açısından önemli olduğu gibi, firarların önlenmesi açısından da mühim bir gereklilikti.

Her seferinde karşımıza çıkan maddi imkansızlıklar dolayısıyla birkaç yer dışında hastane uygulaması hayata geçirilemedi. Hastanelere sevk edilen mahkumların firar etmesi nedeniyle, vilayetlerdeki hastanelerde ayrı bir bölüm oluşturularak yalnızca mahkumlara hizmet edecek sağlık birimleri ortaya çıkarıldı. Bulunabildiği kadarıyla da bu bölümlere gardiyanlar yerleştirildi. Böylelikle hastanelerin firarlar sonrası yaşadıkları sıkıntıların da önüne geçilmiş oldu.

Nizamnamelerde hastaların yemeğinin doktor gözetiminde verilmesi üzerinde durulmuş, yattığı yatakların şilte, minder, çarşaf gibi detaylarının temizliği hakkında da düzenlemeler yapılmıştı ancak tahmin edebileceğiniz üzere maddi imkansızlık ve personel eksikliği nedeniyle bunlar çok da hayata geçirilebilmiş şeyler değillerdi.

Mahkumların Çalıştırılması

Daha önce savaş esiri olan tutsakların tersanelerde ve inşaatlarda çalıştırıldığı oluyordu. Ancak devletin adli suçlardan hüküm giymiş mahkumlardan çalışmalarını istemeleri gibi bir durum söz konusu değildi.

Fakat daha sonra mahkumların hapishane içinde çalıştırılarak hem kendileri hem de hapishane için gelir elde etmelerinin önü açıldı. Başlarda kadınlar için pek düşünülmeyen uygulama savaş dönemi gibi olağanüstü dönemlerde uygulandı.

Bu uygulama sayesinde geçim derdinden dolayı fuhşa sürüklenen kadınların yeni bir meslek elde etmesi de amaçlanıyordu.

Genel Tablo

Modern anlamdaki hapishaneler ortaya çıktıktan sonra, gelişmemiş ülkeler için bir gelişmişlik göstergesi haline dönüştü. Osmanlı Devleti’nin de zaman zaman işinin ehli yabancıları ya da elçileri hapishanelere götürerek rapor istemesi, buraları iyileştirme çabalarından ileri gelmekteydi.

Ancak ne yazık ki dönemin şartları pek çok düzenlemenin kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Erkek koğuşlarının kötü olduğu dönemde, kadınların kaldıkları yerlerin onlardan da aşağıda olması pek çok kereler raporlara yansımıştı.

İstanbul Hapishane Müdürü’nün 1917’de Dahiliye Nezareti’ne defalarca yazdığı mektuplarda olduğu gibi binalar hapishaneden daha çok sefalethaneye benziyordu. Müdür yazılarında, cezalandırmanın kadınları ıslah için yapılması gerektiğini ancak buradaki kadınların yarı aç yarı çıplak biçimde adeta işkenceye tabi tutulduklarını belirtmişti.

Adalet sisteminin oldukça yavaş işlemesinden ötürü suçu olmadığı halde yıllarca buralarda bekletilen kadınları da düşündüğünüzde durum daha trajik bir hale dönüşüyor.

Yemek, kıyafet, hastane, çocukların durumu gibi pek çok konuda düzenlemeler yapılmış olsa da bunlar o dönem başarılı şekilde hayata geçirilemedi ve Cumhuriyet Dönemi yönetimine miras olarak kaldı. 1923 sonrası şartlar biraz daha iyileşse de o dönemlerin de maddi olarak zorluklarla geçtiği aşikar. 

Osmanlı Dönemi hapishanelerinin durumu bu şekildeydi. Cumhuriyet Dönemi kadın hapishanelerinin durumunu da bir başka yazıda sizlere aktaracağız. 

Böyle Bir Şey de Var: CeviizTv