Osmanlı Döneminde Kadın Hapishaneleri - 1.Bölüm - Ceviiz

Osmanlı Döneminde Kadın Hapishaneleri – 1.Bölüm

1989 yapımı Uçurtmayı Vurmasınlar filmi, annesinin cezası sebebiyle cezaevinde yaşamak zorunda olan ve içinde bulunduğu dünyayı anlayamaya çalışan 5 yaşındaki bir çocuğun hikayesini anlatır. Türk sinemasının önemli yapıtlarından olan bu film, bize kadınlar cezaevi dünyasının nasıl bir yer olduğuna dair fikirler verir.

Bir tutukluyu belli bir alan içerisinde tutmak olan hapis kavramı çok çok eski olsa da, bugün hapishane ya da cezaevi olarak nitelendirdiğimiz yapıların 16. yüzyılda Hollanda’da ortaya çıktığı varsayılıyor. İlk örneğin Hollanda’da değil de, İtalya ya da İngiltere’de ortaya çıktığını iddia edenler de var.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ise 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar kale, kule, zindan, tersane gibi yapılar hapishane olarak kullanılırken, daha sonra ayrı bir bina olarak inşaa edilen yapılar da kullanılmaya başlanmıştır.

Ancak derinlere dalmadan Osmanlı Devleti zamanında kadınların nasıl hapsedildikleri, yeni düzenlemelerle oluşturulan kadın hapishanelerindeki durumları ve o zamanlardan birkaç çarpıcı örneği iki bölüm halinde hafta sonu okuması olarak sizlere aktarmaya çalışacağız.

İmam Evleri

Osmanlı Başkenti İstanbul’da kadınların tutsak edildiği yer Baba Cafer Zindanı’ydı. Kahire’de bulunan Habs el-Hücre adlı hapishane de bir başka örnek. Fakat kadınlar hapsedilmek istenildiğinde daha çok “İmam Evleri”ne gönderilirlerdi.

Tutuklu kalması gereken kadınların mahalle imamının gözetiminde, kadın hapishanesi anlamına gelen “imam evi”nde hapsolunması yaygın bir uygulamaydı.

Bunlardan en meşhuru Ağa Kapısı yakınlarındaki imam eviydi. III. Selim zamanında bu imam evi, fahişe kadınların boğdurulduğu bir hapishane görevi görmekteydi.

Kaynak: nkfu.com

Baba Cafer Zindanı

İmam evi, daha sonra da muhtar evi, taşrada asırlarca kadın mahkûm ve tutukluların hapsedildiği bir mekân olarak kullanıldı.

Islahat Çalışmaları

Ancak II. Mahmut döneminde başlayan Islahat çalışmaları sonrasında Hapishane-i Umumi kurularak bu yapılar dışında yeni hapishaneler ortaya çıkarılmaya başlandı.

Erkeklere göre sayıca az olan kadın tutuklu sayısından ötürü, maddi açıdan zor durumda olan devletin her şehirde kadınlara özel hapishane inşa etmesi mümkün değildi. O yüzden imam evlerine benzer şekilde kiralanan evlerde mahkum edilmeye devam edildi kadınlar.

Kiralanan bir ya da birkaç odada kadınlar hapsedilirken, başlarında ya ev sahibi ya da dışarıdan gelen başka biri gardiyan olarak görev yapmaktaydı.

Ancak savaşlar arttıkça kadın mahkum sayısının da olarak artması, kadın hapishanelerinin inşaa edilmesini zorunlu hale getirdi. Suriye ve Beyrut gibi vilayetlerden dahi kadın hapishanesi yapılması ve kadın gardiyan tahsis edilmesi yönünde istekler gelmeye başladı.

Bazı vilayetlerde Nisa Hapishanesi adı verilen kadın hapishaneleri kurulmuşsa da, genellikle yapılan, mevcut hapishanelere kadınlar için bir iki tane koğuş açmak ya da yeni bir oda olarak inşa etmekti.

Kadınlar Hangi Suçları İşliyorlardı?

Kadınların ceza almasına sebep olan suçlar arasında fuhuş başı çekiyordu.Kadınların; çekilen geçim sıkıntısı, kimsesizlik, sahipsizlik ve evsiz barksızlık gibi nedenlerden bu suça yöneldikleri görülüyordu.

Genel olarak suç işleme oranları düşük olsa fuhuş dışında; şirretlik, borç ödememe, hür insan ticareti, katle sebebiyet, yataklık suçları işledikleri, bu davranışlarından dolayı da kısa süreli tevkif denilebilecek bir hapis ve büyük oranda da sürgün cezalarına çarptırılıyorlardı.

Kaynak: ottomanhistorypodcast.com

Erzurum Hapishanesi İç Avlusu – 1903

Başkentte savaş için asker toplandığı zamanlar veya ramazan ayı boyunca, bu konuda sabıkası bulunan kadınların toplanarak belirli bir süre için hapsedildikleri de olurdu.

III. Selim zamanında Rus savaşları için başkente asker toplandığı sırada asayiş açıdan tehlikeli bulunan kadınların şehirden uzaklaştırılmaları istense de bu konuda pek başarıya ulaşılamadı. Buna sinirlenen padişahın bizzat emriyle toplanan kadınlardan en ünlü beş tanesi Ağa Kapısı’nda bulunan imam evinde boğularak idam edildi ve şehrin muhtelif yerlerinde asılıp halka gösterildi. Toplanan kadınlardan geriye kalanları ise tövbe ettirilerek serbest bırakıldılar.

Hapishane Sıkıntıları

    -Gardiyanlar:

Devletin içinde bulunduğu sıkıntılı mali durum, özellikle kadın hapishanelerine gerekli önemi verememesine neden oldu. Yapılan çalışmaların pek çoğu kağıt üzerinde kalıyordu.

Kadın suçlu sayısı az olduğu için pek çok yerde oda kiralayarak hapishane elde ediliyordu. Ancak kimi zaman bu odaların kiraları dahi ödenemiyordu, gardiyanların maaşları çok azdı ve zam talepleri çoğu zaman reddediliyordu.

Gardiyanların maaşlarına zam taleplerinin iki sebebi oluyordu; birincisi maaşlar gerçekten çok düşüktü ve geçim zordu, ikincisi erkek mahkumların gardiyanları daha fazla maaş alıyorlardı; dolayısıyla aynı miktarda maaş almak istiyorlardı. Ayrıca maaşını alamayan gardiyanlar da vardı. Örneğin; Çatalca hapishanesinin kadın gardiyanı üç ay boyunca maaşını alamayınca görevinden istifa etmişti.

Çankırı Nisa hapishanesinde 1916 yılında gardiyanlık yaptığı anlaşılan Ahmed Hamdi, yetmiş kuruş olan aylığının erkek hapishanesinde aynı işi görenler gibi iki yüz kuruş olmasını istemişti. Ancak Ahmed Hamdi’nin talebi de yerine getirilmedi.

Gardiyan eksikliğinden ve mevcut gardiyanların görevlerini kötüye kullanmalarından ötürü de bir takım sıkıntılar yaşanıyordu.

1913’te Karesi sancağındaki kadın hapishanesinde gardiyanlık yapmakta olan Mehmet Çavuş’un, talimatnamenin yasağına rağmen hapishanedeki kadınları dışarı çıkarmakta ve onları fuhuşa sevk etmekte olduğu ortaya çıktı ve cezalandırıldı. Bu olay sonrası kadın gardiyan temin etme konusunda daha çok çaba harcanmaya başlandı.

Yine aynı sene İzmit Kandıra’da hapishane olarak kiralanan evde gardiyan olmaması sebebiyle bu görev evin sahibine verilmiş, o da bir mahkumun firar etmesine göz yummuştu.

1914’te Kastamonu Tosya’da gardiyan Ahmet Efendi, Fatıma ve Cemile adındaki iki mahkûm kadını diğeri gibi fuhuşta değil kendi bağında çalıştırmak için hapishaneden çıkarıyordu.

1921 yılında İshak Paşa Tevkifhanesi’ni(Hapishane) korumakla görevli jandarma çavuşlarından Arap Kasım adlı şahsın, buradaki kadınlardan on beş senelik cezaya mahkûm Sıddıka’nın kaçmasını sağlayacağını ifade ederek onun elli lirasını aldığı ortaya çıktı.

Şebinkarahisar’da bulunan kadın hapishanesinde kadın mahkûmlardan birinin hamile kalması, gardiyanların vazifelerinin öneminin idrakinde olmadıklarının açık bir göstergesi olarak tarihte yerini aldı.

 

Hapishanelerin sıkıntıları bunlarla bitmiyordu. Çocukların durumu, fiziksel şartlar, sağlık hizmetleri…
Yazımızın ikinci bölümü için tıklayınız.

Ne Demişti?

Geçtiğimiz yıllarda söylenmiş ve hafızalarda yer etmiş sözleri derledik. Buradan.