Rahşan Affı

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bir süre önce ortaya attığı  af isteği, bugün bir sonuca ulaşmış değil ancak tartışılmaya devam ediyor.

Gündeme geldiği andan itibaren tutuklu yakınları tarafından sosyal medya kampanyaları dahi düzenlenen af talebi, toplumun diğer çevrelerince sakıncalı bulunuyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca genel, kısmi ya da belirli bir konuyu içeren aflar olmak üzere yüzü aşkın af yasası çıkardı.

22 Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren Şartlı Salıverme ve Erteleme Yasası, bilinen adıyla “Rahşan Affı” hükümetin uygulamaya koyduğu en son af olarak tarihimizde yer alıyor.

Demokratik Sol Parti(DSP) Genel Başkan Yardımcısı ve dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit’in eşi olan Rahşan Hanım’ın önerisiyle gündeme gelen af meselesi; kapsamı ve topluma olan etkisi bakımından hala tartışılmakta olan bir konu.

O dönem yaşananları, Hükümet ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin(MHP) tutumunu hep beraber inceleyelim.

Aylanur Bebek

İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün eşi Fatoş Türk, 9 Nisan 1998 tarihinde Trabzon Kapalı Cezaevi Kadınlar Koğuşu’nu ziyaret etti. Ziyareti sırasında hükümlü bir kadının 1,5 yaşındaki kızı Aylanur’la oldukça yakından ilgilenen ve uzun süre seven Türk, bebeğin eğitim dahi bütün masraflarını üstlendi.

Kamuoyunda iz bırakan bu ziyaretten bir kaç sonra DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit’in önerisiyle DSP Parti Meclisi bir oturum gerçekleştirerek af konusunu görüştü. Oy birliğiyle kabul edilen af önerisi sonrası DSP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, adi suçlardan mahkum olanların büyük çoğunluğunun ekonomik ve sosyal düzendeki bozukluklardan etkilenerek suç işlediğine dikkat çekilerek, “Böyle bir af, bir çok ailenin geçim sıkıntısını giderecektir. Öte yandan cezaevlerini büyük ölçüde boşaltacağı için hükümetin cezaevlerinde yeni bir düzenlemeye geçiş çabalarını da kolaylaştırmış olacaktır…” denildi.

ANAP Cephesi

Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Yaşar Dedelek, “Teklif iyi niyetli ancak milletin parasını dolandıran Titancılar da, ülkenin parasını kaçıranlar da adi suçlu…Bu yüzden endişem var.” diyerek bu konudaki görüşlerini belirtti.

30 Haziran 1997-11 Ocak 1999  ANAP-DSP-DTP Hükümeti, Başbakan: Mesut Yılmaz
28 Mayıs 1999-18 Kasım 2002  DSP-MHP-ANAP Hükümeti, Başbakan: Bülent Ecevit
i

ANAP Bursa Milletvekili Ertuğrul Yalçınbayır da, DSP’nin af önerisine sıcak baktığını, kendisinin de böyle bir hazırlık içinde olduğunu söyledi. Yalçınbayır ayrıca, yapılacak yasal düzenlemelerle; adam öldürenleri, buna azmettirenleri ve ırza yönelik suç işleyenleri af kapsamı dışında tutmak gerektiğini söyledi.

Diğer Partiler

Hükümetin küçük ortağı Demokrat Toplu Partisi(DTP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, “Affa karşı değilim ama yasaları çıkarmakta zorlanan Meclis, hangi Anayasa değişikliğini yapacak? Bir şey ortaya atılırken gerçekçi olmak gerekir.” sözleriyle fikrini beyan etti.
Cindoruk gibi düşünen Doğru Yol Partisi(DYP) Genel Başkan Yardımcısı Nahit Menteşe, DSP’nin seçim yaklaşırken popülüzim peşinde olduğunu söyledi.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Genel Sekreteri Atilla Sav, affın toplumların toparlanma dönemlerinde yararlı bir araç olduğunu belirtirken Fazilet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Yalçıntaş ise, suçluları affetmenin bir lütuf olduğunu; bu yüzden titizlikle çalışılması gerektiğini belirterek, parti olarak öncelikli düşüncelerinin düşünce suçlularının affı olduğunu ifade etti.

MHP’nin Tutumu

Yasa tartışmalarının 1999 yılı genel seçimleri sonrasına sarkmasıyla, Meclis’e ikinci parti olarak giren ve hükümet ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi de sürece dahil oldu.

MHP cephesinden af ve pişmanlık için uygun koşulların olmadığını yönünde açıklamalar gelirken Grup Başkanvekili İsmail Köse de, “Af konusu hassastır. Ateşten kestanedir. İyi yaklaşmak gerekir. Kimin eli değerse yanar.” dedi ve ekledi “MHP grubuna böyle bir taslağı kabul ettiremeyiz.”

MHP cephesi af konusunda ısrarlı olmadıklarını ancak konunun hala gündemde olması ve kamuoyunda oluşan beklenti sebebiyle bir an önce çıkarılıp gündemden düşmesi gerektiğini belirten açıklamalar geldi.

DSP Rahatsız

DSP tarafında ise memnuniyetsizlik göze çarpıyordu. Yasa konusunda toplumun bile bile yanıltıldığını söyleyen Genel Başkan Bülent Ecevit: “Sanki biz genel af istiyormuşuz gibi bir hava yaratılıyor. Genel af istense bile Anayasa engeli var. Biz devleti dolandıranlar, orman suçluları, azılı katiller, kamu vicdanının affetmediği kişiler için af istemiyoruz. Af istediğimiz suçluların bunlarla ilgisi yok.” sözleriyle ortada dolaşan söylemlerden rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

Yasa tasarısı fikrinin sahibi olan Rahşan Ecevit de yaptığı açıklamada, “Ben affı; yoksulluğun, açlığın, toplum düzenindeki aşırı adaletsizliğin suça itelediği kimseler için istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Toplumun Affa Bakışı

Cezaevlerinde cezasını çekmekte olan hükümlülerin yakınlarında doğal olarak heyecana sebep olan af söylentileri, hükümlülerden zarar görmüş olanlar ve yakınları tarafından tepkiyle karşılandı.

Affın simgesi haline gelmiş Aylanur bebeğin annesi, biri henüz doğmamış bir bebek olmak üzere üç kişiyi öldürmekten hüküm giymişti. Evladını, gelinini ve doğmamış torununun mezarı başında ağlayan Hanife Nine, “Ecevitler bu durumu nasıl anlasın ki? Onları asla affetmem.” diyerek affın tepkisini ortaya koydu.

Kızlarını trafik kazasında kaybeden Mustafa ve Berrin Ünsal çifti, trafik suçlularının af kapsamına alınacağı iddiaları üzerine, “Devlet kendisine karşı işlenen suçları affetsin. Kızımı öldüren adamı affetmeye hakkı yok.” sözleriyle yasaya karşı olduğunu ifade etti.

Kızıyla beraberken kaçırılıp tecavüz edilen ve kızının gözlerinin önünde bıçaklanarak ölmesine şahit olan bir anne de, af tasarısına tepki göstererek,“Bugün benim kızımın yaşamını söndüren bu canilerin yarın bir başkasının canını yakmayacağı garantisini nasıl verecekler? Kızımın katillerini affederlerse, onları ben öldürürüm.” ifadelerini kullandı.

Komisyon Süreci ve Affın Yürürlüğe Girmesi

DSP dışındaki partilerin genel tavrı yasanın PKK liderinin yargılanması sırasında çıkarılmasının sakıncalı olduğu ancak meselenin çok uzamasından ötürü bir an önce sonuca varması yönündeydi.

Konuyla ilgili olarak MHP Lideri Devlet Bahçeli, belirli aralıklarla çıkarılan afların hukuk devletini dejenere ettiğini ve adalet duygusunu zedelediğini ancak beklentilerden ötürü artık bir an önce çıkarılması gerektiğini belirtti.

Komisyona gelen her partinin af için farklı bir kapsama anlayışına sahip olması karara varılmasını zaman zaman geciktiriyordu. MHP’nin yedi kişinin öldürüldüğü Bahçelievler katliamı sanığı Haluk Kırcı’nın cezasının tek bir maddeden infazını sağlayacak bir değişiklik istemesi, ANAP’ın da genel başkanları Mesut Yılmaz’ın soruşturma dosyalarından ötürü “görevi kötüye kullanma” suçunun da kapsama girmesini talep etmesi görüşmeleri uzun bir süre tıkadı.

Af gibi hassas bir konuda her partinin farklı düşüncesinin olmasını doğan karşılayan Başbakan Ecevit, “Benim de şahsen içime sindiremediğim veya zor sindirdiğim konular var. Ama diğer koalisyon ortakları için de aynı şey söz konusudur.” dedi.

Cumhuriyet’in 75. yılı münasebetiyle ortaya atılan af, nihayet 8 Aralık 2000 tarihinde meclise sunuldu. Bir seneyi aşkın “pazarlıklar” sonunda uzlaşıya varan görüşmeler neticesinde hazırlanan yasa 22 Aralık günü yürürlüğe girdi.

Yasanın Çıkması Sonrası Neler Oldu?

Yasa kapsamında yaklaşık 25 bin tutuklu ve hükümlünün aftan yararlanarak tahliye olacağı planlanıyordu. Ancak daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarıyla yasanın kapsamının genişlemesi sonucu cezaevinden tahliye olanların sayısı 45 bini buldu.

Ancak yine de cezaevlerinde bir rahatlamaya sebep olduğunu söylemek güç, 2000 yılında 72 bin olan hükümlü sayısı 2001’de 55 bine düşse de 2007 yılı başında 79 bin oldu.

Af kapsamına giren cinayet zanlılarının da salıverilmesinin faturası ise çok ağır oldu. Sonraki yıllarda yaşanan tecavüz ve cinayet vakalarının bazıları af kapsamında salıverilen kişiler tarafından işlendi.

Oldukça tartışılan bir diğer olay da Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesi oldu. Papa’yı yaralayan, Abdi İpekçi’ye suikast düzenleyen ve hakkında iki adet gasp suçu olan Ağca, 6 Ocak 2006’da aftan dolayı cezalarının bir kısmı silindiği için tahliye oldu. Ancak 9 gün sonra yanlış hesaplama yapıldığı gerekçesiyle tekrar tutuklandı. 2036 ‘da tahliye olacak Ağca, yasa sayesinde 2010’da tahliye edildi.

Bunların dışında Selçuk Parsadan gibi hüküm giymiş olan dolandırıcılar ve eski Meclis Başkanı Mustafa Kalemli gibi yolsuzlukla yargılanan kişiler de bu yasadan faydalanarak tahliye oldular.

Baklava çaldığı için hapis yatan çocuklar da tahliye oldu ki, Rahşan Ecevit’in affı isteme sebebi olarak dile getirdiği örnek buydu. Ancak “Ben affı garibanlar için istedim, katiller yararlandı.” sözleriyle Rahşan Hanım da, affın maksadını aştığını kabul etmiş oldu.

Ne Demişti? Geçtiğimiz yıllarda söylenmiş ve hafızalarda yer etmiş sözleri derledik. Buradan.